Guterres boşa kürek sallamak istemiyor

Guterres boşa kürek sallamak istemiyor

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, BM Genel Sekreterinin ortaya koyduğu yaklaşımla aceleci davranmaktan kaçındığını ve koşulların müzakerelerin yeniden başlatılmasına uygun hale gelmesini beklediğini kaydetti

08 Ocak 2019 - 10:08 - Güncelleme: 09 Ocak 2019 - 11:30

Prof. Dr. Yücel Vural,  Lute’un Kıbrıs ziyaretinin ocak ayı başında gerçekleşmeyip daha ileri bir tarihe sarkıtılmasının, Kıbrıs müzakerelerindeki tıkanıklıkla doğru orantılı olduğunu belirtti 


Vural, bu tıkanıklığın nasıl giderileceği ve bundan sonra izlenmesi gereken yol ve yöntemlerin aslında 2017 yılının Haziran ayı sonunda BM genel sekreteri Guterres tarafından ortaya konulan ve “Guterres Çerçevesi” ibaresiyle kamuoyuna yansıtılan fikirlerde gizli olduğunu kaydetti 


Prof. Dr. Yücel Vural, tarafların uzunca bir süre Guterres çerçevesi yokmuş gibi davrandığını daha sonra da utangaç bir kabullenme eğilimine girdiklerini ifade ederek,  bu kabullenmenin kısa süre içinde “iki devletli çözüm” ve “gevşek federasyon” tartışmalarıyla anlamsız hale getirildiğini kaydetti


Deniz ABİDİN 

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, Kıbrıs konusunda gelinen son durumu Yeni Bakış’a değerlendirdi. 

Prof. Dr. Yücel Vural, Lute’un Kıbrıs ziyaretinin Ocak 2019 başında gerçekleşmeyip daha ileri bir tarihe sarkıtılmasının Kıbrıs müzakerelerindeki tıkanıklıkla doğru orantılı olduğunu belirtti. 

Vural, bu tıkanıklığın nasıl giderileceği ve bundan sonra izlenmesi gereken yol ve yöntemlerin aslında 2017 yılının Haziran ayı sonunda BM genel sekreteri Guterres tarafından ortaya konulan ve “Guterres Çerçevesi” ibaresiyle kamuoyuna yansıtılan fikirlerde gizli olduğunu kaydetti. 


“Taraflar uzunca bir süre Guterres çerçevesi yokmuş gibi davrandı”

Vural, altı temel konuda ortaya konulan ve tarafların bu konularda şimdiye kadar  kabullendikleri yaklaşımların revizyonunu öngören  fikirlerin taraflarca ele alınıp değerlendirilmesi ve bu yolla Guterres’in “stratejik anlaşma” olarak tanımladığı “detaylandırılmış çerçeve anlaşması”na ulaşılması şeklinde bir yol haritası çizildiğine vurgu yaptı. Vural, BM genel sekreterinin yaklaşımının hem sürecin gereksiz şekilde uzayıp gittiğini belirterek, Kıbrıs Türk tarafının endişelerini hem de hazırlık yapılmaksızın dar bir zaman dilimine sıkıştırılmış müzakere süreçlerinden dolayı rahatsızlık duyan Kıbrıs Rum tarafının endişelerini ortadan kaldıran bir içeriğe sahip olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yücel Vural, tarafların uzunca bir süre Guterres çerçevesi yokmuş gibi davrandığını daha sonra da utangaç bir kabullenme eğilimine girdiklerini ifade ederek, bu kabullenmenin kısa süre içinde “iki devletli çözüm” ve “gevşek federasyon” tartışmalarıyla anlamsız hale getirildiğini kaydetti.


“BM aceleci davranmaktan kaçınıyor”

Vural, şöyle devam etti, “Kamuoyuna dolaylı olarak yansıyan tutumlarından anladığımız kadarıyla BM Genel Sekreterinin ortaya koyduğu yaklaşıma bağlı olmakla birlikte, aceleci davranmaktan kaçınmakta ve koşulların müzakerelerin yeniden başlatılmasına uygun hale gelmesini beklemekte ve bu yönde hazırlıklar yapmaktadır.

 Sayın Anastasiadis, sayın Akıncı’nın seçiminin ardından Kıbrıs sorununun çözümü için önemli bir fırsatın ortaya çıktığını anlamasına ve buna olumlu tarzda bir karşılık vereceği izlenimini yaratmasına rağmen zaman geçtikçe Kıbrıs Rum tarafının geleneksel “bekle-gör” siyasetine dönüş yapmıştır.

 Ama sayın Anastasiadis’e özellikle son zamanlarda yöneltilen eleştirilerin nedeni bu değildir. Bu eleştiriler, Elam’ı katmazsak, zaten içerik itibarıyla genel anlamıyla iki kümeye ayrılmaktadır. 

Birinci kümedeki eleştiriler Anastasiadis’in bu dönemde bir çözümü mümkün gördüğünü, Guterres çerçevesini onayladığını ve dolayısıyla uluslararası toplumun yaratacağı olanaklarla hızlı bir çözüme gidebileceğini düşünen ve mevcut federasyon modelini kabullenmeyen çevrelerin eleştirileridir.”


“Anastasiadis’e yönelik eleştirileri ele almakta fayda var”

Prof. Dr. Yücel Vural, Anastasiadis’in bekle-gör siyasetine tutunup kalmasını ve Kıbrıs sorununun daha elverişli koşullarda ele alınmasını önermekte olduğuna dikkat çekerek, Anastasiadis’i bir ‘çözüm olasılığını’ heba etmekle suçlayan ikinci kümedekilerin ise daha karmaşık ve birbiriyle çelişkili argümanlara sahip olduklarını söyledi. 

Vural, tarihsel olarak bir kulağını Kıbrıs Türk toplumuna çevirmiş olan AKEL’in kimi yapıcı tutumları yer almakla birlikte, bu gruptakilerin çoğunlukla bölgede değişmeye yüz tutan jeopolitik dengelerden pay kapmak isteyen Rusya gibi devletlerin etkisiyle Kıbrıslı Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Batı’ya dönük yaklaşımlarından rahatsızlık duyan anlayışlara kapılanlar olduklarını kaydetti. 

Vural, “Sayın Anastasiadis’e yönelik eleştirileri bu çerçeve içinde ele almakta fayda vardır” diyerek, bunun ötesinde bir AB üyesi olarak Kıbrıs’ın Batı’yla ilişkilerinin sınırlandırılmasını talep eden Rusya’nın varlığının, Rusya’nın Türkiye ile kurmakta olduğu ilişkiler ve bu ilişkilerin daha da boyutlanmasından rahatsızlık duyan ABD ve müttefiklerinin yaklaşımlarının Kıbrıs sorununu etkileyen koşullarda ciddi derecede değişikliklere neden olduğunu söyledi.  

Vural, “Gözden kaçırmamamız gereken en önemli unsur, sayın Akıncı’nın tüm iyi niyetine rağmen tarafların Crans Montana’da bir fırsatı kaçırmadıkları ama farklı aktörlerin Crans Montana zirvesini anlamlı kılacak hazırlıkların yapılmasında eksik kalmış oldukları gerçekliğidir” diye konuştu.


“Batı, çözüm söylemine daha yakın olan tarafı kredilendirme eğiliminde”

Prof. Dr. Yücel Vural, Yunanistan’ın sadece Kıbrıs sorununda değil bölgeyi etkileyen diğer konularda da daha aktif bir siyaset izlemeye çalıştığının açık olduğunu kaydetti. 

Vural, Yunanistan’ın gerilen ve zaman zaman kopma noktasına gelen ABD-Türkiye ilişkilerini, Kıbrıs dahil Türkiye’yle olan tüm anlaşmazlıklarında kendi tezlerini güçlü şekilde vurgulama fırsatı olarak değerlendirdiğinin anlaşılmakta olduğunu dile getirdi. 

Vural, “Geleneksel olarak Batı Kıbrıs’la ilgili meselelerde çözüm söylemine daha yakın olan tarafı kredilendirme eğiliminde olagelmiştir. 

Yunanistan sayın  Anastasiadis’le birlikte bu krediyi kullanma kararlılığındadır. 

Sayın Akıncı’nın ve sivil toplumun karşı çıkmasına rağmen Türkiye’den yükselen ve Kıbrıs Türk tarafında UBP, DP ve HP’nin de destek verdiği ve genellikle “Kıbrıs sorununda parametre değişikliği” ihtiyacına vurgu yapan ve “taksim” ya da “iki devletli çözüm” modeline dönüşü savunan eğilimler de Yunanistan ve Anastasiadis’e Batı’nın kredisini kullanma konusunda önemli fırsatlar yaratmaktadır.

 Aslında Yunanistan’ın yaptığı tek şey bu fırsatı kullanmaya dönük hamlelerdir” şeklinde konuştu. 


Bu haber 601 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
"Paylaşmayı başaramazsak başkaları paylaşır"
Aniden şerit değiştirdi, kazaya neden oldu
Aniden şerit değiştirdi, kazaya neden oldu