Güney’in başarısı Türkiye’ye bağlı

Güney'in başarısı Türkiye'ye bağlı

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, tarafların BM genel sekreterinin çabalarına ve beklentilerine yanıt vermeleri beklenirken Türkiye’nin masaya el altından ‘İki devletli çözüm’ modelini sürerek, ‘Bekle-gör’ siyasetine zemin hazırlanmakta olduğunu söyledi

29 Kasım 2018 - 10:26 - Güncelleme: 30 Kasım 2018 - 12:20

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, Kıbrıs Rum tarafı için geleneksel ‘bekle-gör’ siyasetinin “mümkün olduğu kadar bekle-gör” yaklaşımına dönüştüğüne dikkat çekerek “Eğer Türkiye bu hamlelere yardımcı olursa Kıbrıs Rum tarafının bu yeni siyaseti de başarılı olacaktır. Aslında süreç bu yönde gelişmektedir” diye ifade etti


“Guterres çerçevesi tarafların federal çözüme doğru ciddi bir adım atmalarını öngörmekte ve tarafları ‘geri dönüş gemilerini yakmaya’ davet etmektedir” diyen Vural, bunun yanı sıra çözümün yol haritasının elde edilmesinin amaçlanmakta olduğunu, bunun kapsamlı bir çözüm anlamına gelmediğinin anlaşılması gerektiğini belirtti. Vural, “Geriye dönüş gemileri yakılabilirse sürecin olumlu gelişeceğini öngörebiliriz” diye konuştu


Vural, Anastasiadis hükümetinin Batı’ya daha fazla yaslanma eğiliminin yeni bir olgu olarak bölgesel dengeleri etkileme amacını taşımakta olduğuna vurgu yaparak, bu eğilimin ne kadar etkili olacağının daha çok Batı ile Türkiye arasındaki ilişkilerle alakalı olduğunu söyledi


“Yunanistan’ın 12 mil girişimini bu kapsamda değerlendirmek gerekir” diyen Vural, Kıbrıs Rum tarafının, Yunanistan’ın desteği olsa dahi tek başına bölgesel bir aktör olma kapasitesine sahip olmadığını, bu nedenle belirleyici olacak olan faktörün Batı’nın yaklaşımı olacağını kaydetti

Deniz ABİDİN 

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, Türkiye ile Kıbrıs’ın güneyinden çeşitli aktörler arasında yapılan görüşmelerde tarafların nabız yokladığının anlaşılmakta olduğunu belirterek, bu tür görüşmelerin dayandığı ortak bir zeminin olduğunu düşünmediğini söyledi. Vural, bu görüşmelerde doğal kaynaklarla ilgili konuların da ele alınmasının oldukça muhtemel olduğunu belirterek, bununla birlikte buna dair bir emarenin ortaya çıkmadığını kaydetti. Vural, bu görüşmelerin genel hatlarıyla Kıbrıs sorununa odaklaştığının anlaşılmakta olduğunu ifade ederek, her tarafın kendi stratejisini desteklemek amacıyla bu görüşmelerden yararlanmaya çalışmakta olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Yücel Vural, bu görüşmeleri sürdürmekte istekli görünen güney’deki hükümet veya DİSİ gibi hükümete yakın olan çevrelerin hem Türkiye’nin gerçek niyetlerini öğrenmeye hem de müzakere sürecinde olası hızlı gelişmelerin kontrolleri dışına taşmasını önlemeye veya dizginlemeye çalışmakta olduğuna vurgu yaptı. 


“Türkiye, ‘bekle-gör’ siyasetine zemin hazırladı”

Vural, bu görüşmelerde Kıbrıs Rum tarafı adına ortaya atılan gevşek federasyon tartışmasının bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini belirterek, Kıbrıs Rum tarafı için geleneksel ‘bekle-gör’ siyasetinin “mümkün olduğu kadar bekle-gör” yaklaşımına dönüşmüş olduğunu söyledi. Vural, “Eğer Türkiye’nin hamleleri yardımcı olursa Kıbrıs Rum tarafının bu yeni siyaseti de başarılı olacaktır. Aslında süreç bu yönde gelişmektedir” diye konuştu. 

Yücel Vural, tarafların BM genel sekreterinin çabalarına ve beklentilerine yanıt vermeleri beklenirken Türkiye’nin masaya el altından ‘iki devletli çözüm’ modelini sürmüş olduğunu ifade ederek, bu nedenle ‘bekle-gör’  siyasetine zemin hazırlanmakta olduğunu söyledi. 

Vural, bu görüşmelere Türkiye adına katılan Dışişleri bakanının hem Kıbrıs Rum tarafının niyetlerini detaylı şekilde öğrenmeye hem de ‘bekle-gör’ siyasetinden yararlanarak yeni bir çözüm modelinin konuşulmasını sağladığına dikkat çekti.  Gevşek federasyon tartışmasının iki devletli çözüm yaklaşımına zemin hazırlamakta olduğunu belirten Vural,  şöyle devam etti, “Güney’in hükümet dışı aktörlerinin örneğin AKEL’in girişimlerinin ise daha ziyade bölgesel dengelerle alakalı olduğunu düşünüyorum. Federal çözüm dışında bir çözümü kabul etmeyeceğini açıklayan AKEL ile iki devletli çözüm için nabız yoklayan Türkiye hükümetinin yaklaşımlarının örtüşmesi beklenebilecek bir gelişme değildir. Ayrıca, Anastasiades hükümetinin giderek Batı’ya daha fazla yaslanma siyasetinin bölgesel dengeler açısından Rusya gibi bazı uluslararası güçlerin dikkatinden kaçmadığını da hesaba katmamız gerekir. ‘Bekle-gör’ siyaseti ya da ‘iki devletli çözüm’ girişimleri aslında sadece Sayın Akıncı’yı değil iki toplumu, BM’yi ve Kıbrıs’ta istikrara ihtiyaç duyan Avrupa Birliği’nin beklentilerini devre dışında bırakmayı öngörmektedir. O nedenle başarılı olacaklarını düşünmüyorum.” 


“Guterres çerçevesinden geri adım atamazlar”

Prof. Dr. Yücel Vural, iki tarafın gerek sayın Anastasiades ve gerekse sayın Akıncı’nın açıklamaları aracılığıyla ve bizzat genel sekretere sundukları pozisyonları sebebiyle Guterres çerçevesini kabul ettiklerini dünyaya duyurduklarına dikkat çekerek, bundan geri adım atmalarının mümkün görünmediğini belirtti. Vural, “Zaten Guterres çerçevesi de stratejik bir anlaşma önererek tarafların federal çözüme doğru ciddi bir adım atmalarını öngörmekte ve tarafları ‘geri dönüş gemilerini yakmaya’ davet etmektedir. Dolayısıyla sayın Lute’un öncelikle elde etmeye çalıştığı şeyin bu olması gerektiğini düşünüyorum. Ama BM’nin girişimi sadece bununla sınırlı değildir” dedi. Vural, stratejik anlaşma ve gemilerin yakılmasının yanı sıra çözümün yol haritasının elde edilmesinin amaçlanmakta olduğunu söyleyerek,  bunun kapsamlı bir çözüm anlamına gelmediğinin anlaşılması gerektiğini belirtti.  Vural, “Geriye dönüş gemileri yakılabilirse sürecin olumlu gelişeceğini öngörebiliriz” diye konuştu. 


“Çözüm kapıları, iletişim kapısıdır”

Yücel Vural, şunları kaydetti, “Aslında ‘sınır kapısı’ dediğimiz şey iki toplum arasındaki ilişkilerin çözüme dönük olarak normalleşmesine hizmet eden ‘iletişim kapısı’dır. 

Bireylerin ve toplumların güvenliğini tehdit eden bir durum yoksa geçiş noktaları açık olacaktır. Geçiş noktalarının kapatılmasını savunan küçük bir gruptur. Bu aşamada bu grubun etkili olması beklenemez. 

Tam tersine daha fazla geçiş noktasının açılması yönünde bir eğilimin her iki tarafta da güç kazanacağı anlaşılmaktadır.” 


“Belirleyici olan Batı’nın yaklaşımı olacak”

Prof. Dr. Vural, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün TBMM Grup toplantısında yaptığı açıklamada, "Ülkemizi 12 mil meselesinde adeta Ege Denizi'ne ayak basamaz, Kıbrıs meselesinde de kendi haklarını savunamaz duruma getirme gayretleri, açık söylüyorum, beyhudedir. Uluslararası hukuktan ve teamüllerden kaynaklanan haklarımızı sonuna kadar kullanmakta, buna engel olmak isteyenlere de hadlerini bildirmekte kararlıyız" diyerek, Türkiye’nin tepki duyduğu konularda kendi siyasetini uygulama yeteneğine sahip bölgesel bir aktör olarak davranma eğilimini sürdürmekte olduğunu belirtti. 

Vural, Anastasiadis hükümetinin Batı’ya daha fazla yaslanma eğiliminin yeni bir olgu olarak bölgesel dengeleri etkileme amacını taşımakta olduğuna vurgu yaparak, bu eğilimin ne kadar etkili olacağının daha çok Batı ile Türkiye arasındaki ilişkilerle alakalı olduğunu söyledi. 

“Yunanistan’ın 12 mil girişimini de bu kapsamda değerlendirmek gerekir” diyen Vural, Kıbrıs Rum tarafının, Yunanistan’ın desteği olsa dahi tek başına bölgesel bir aktör olma kapasitesine sahip olmadığını, bu nedenle belirleyici olacak olan faktörün Batı’nın yaklaşımı olacağını kaydetti.

Bu haber 805 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ABD İçişleri Bakanı görevden ayrılıyor
ABD İçişleri Bakanı görevden ayrılıyor
Galatasaray ile Manchester City anlaştı
Galatasaray ile Manchester City anlaştı